
Erteleme kolay şeyleri zor, zor şeyleri çok daha zor hale getirir. Mason Cooley
“Hoşlanmadığımız, angarya gelen, gözümüzde büyüyen işlerle kaçımız ertelemeden tamamlamayı başarabiliyoruz? Bu durumun bir de bilimsel adı var, biliyor musunuz? Tanıştırayım, karşınızda “Procrastination” yani erteleme hastalığı.
Bu durumun birkaç sebebi var. Bunlardan ilki odaklanamamak. Gün içinde gelen mailler, acil işler, bitmeyen telefonlarla sürekli bölünüyoruz. Bir de bunun üzerine çok keyifli sayılmayacak bir iş eklenince otomatik olarak bahanemiz hazır oluyor ve erteliyoruz.
Başka bir neden plansızlık. Yapılacak işleri planlamadığımız zaman artan iş yükü altında boğulmakla kalmıyor, önemli-önemsiz iş kalemlerini unutuyor veya erteliyoruz.
Mükemmeliyetçi bir yapıya mı sahipsiniz? İyi bir özellik gibi görünse de iş çıktısında mükemmele ulaşma amacı da ertelemeyi doğuruyor. Bütünden çok detaylara takılı kalmanızı sağlıyor. Sonuçta iş içinize sinmemekle birlikte asla bitmiyor.
Peki bu durumla nasıl başa çıkacağız. Çözüm hiç ummadığınız kadar basit ve nedenlerin içinde gizli:
Konuyu hayatla ilişkilendirecek olursak; zaman geçiyor ve hayat ertelemek için çok kısa. Sevinçlerinizi, meraklarınızı hatta üzüntü ve kızgınlıklarınızı ertelemeyin. Ertelemek yaşamı kaçırmaktır diyor Windy Dryden. O zaman haydi iş başına, iş başta olmak üzere hayatınızı ertelemeyi bırakın. Yeni bir bakış açısıyla şekillendirdiğiniz hayata yelken açın.
Başlamak bitirmenin yarısıdır, unutmayın!
ILGIN AYBAKAR